Google+ Badge

Mittwoch, 28. September 2016

HÜMAŞAH ''TELLİ HASEKİ'' SULTAN KİMDİR

Osmanlı tarihinde isimleri hiç unutulmayacak kadınlardan biride kesinlikle Deli İbrahim'in en gözde eşi Hümaşah Sultan'dır. Ama kimdir bu Hümaşah Sultan?

Bazı internet sayfalarında Çerkes olduğu yazıyor, fakat tarihci Dimitri Kandemir'e göre Kırımlı imiş. Tabii Kırımlı olması Çerkes değildir manasına gelmez, çünki Kırım'da da Çerkes aileleri yaşıyordu. Tarihci Agafangel Krimski'nın yazılarında: (...) güzellik ve zarafetin yanısıra çok akıllı olan Hümaşah'ın kardeşi Arslan Mehmet Mirza Kırım Hanı'nın sarayında vazifeli idi (...) yazmış.

Tarihci Nicolae İorga'nın yazılarında: (...) Deli İbrahim'in kadınları arasında özellikle Hümaşah dikkat çekiyor, çünki padişahla 10 Aralık 1647 tarihinde muazzam bir düğünle evlenmiştir (...) İbrahim diğer kadınlarıyla Saray'ın soğuk duvarları ardında sessiz sedasız evlenirken, Hümaşah için debdebeli ve halkında iştirak ettiği bir düğün töreni icra ettirmiştir, böylece Hümaşah'ın Osmanlı Sarayında ne kadar önemli ve güçlü bir makama sahip olduğu anlaşılıyor (...)

Tarihci İgnatius Mouradgea d'Ohsson'a göre: (...) Sultan İbrahim'in 10 eşi, 16 Gözdesi ve  22 Odalığı vardı. Eşlerine ve Gözdelerine mücevherler, altınlar ve Saraylar hediye etmişti, ama yanlız en çok sevdiği eşi Zeynep Hümaşah'a Mısır'ın bütün gelirini bahşetmişti. Üstelik nikahlarında Hümaşah'a sandık dolusu Altın ayaklarının önüne döktürmüştü (...) 

Hümaşah'ın Saraya girmeden önceki ismide tartışılır. Joseph von Hammer-Purgstall notlarında Hümaşah Fatma yazılı, Fransız Elçisi Jean de la Hay ise 1648 yılındaki yazılarında: (...) Sultan'ın Kırımlı karısı Hümaşah Zeynep periler kadar güzel olduğu söyleniyor. Hadım Harem görevlisi Cevher Ağa'dan öğrendiğime göre bu kadın gayet uzun boylu ve badem şeklindeki gözleri deniz mavisi renginde imiş. Çok uzun olan kumral Saçını nedimeleri örüyormuş ve pırlantalı iğneler ile süslüyormuş (...)

Jean de la Hay 1649 yılındaki yazılarında: (...) İbrahim'in bütün kadınları Eski Saraya gönderildiler, yanlız yeni Sultan'ın annesi Saray'da oturuyor. Ölü Sultan'ın çok sevdiği karısı ve eski kraliçe Zeynep Eski Sarayda yaşıyor. Yanında tek evladı olan bir Prens var. Bu çocuk İbrahim'in öldürülmesinden sonra doğdu. Kırımlı Kadın oğlunun zehirletilmesinden çok korkuyor ve bu yüzden küçük prensi bütün tehlikelere karşı koruyor. Kocasının sağlığında memleketinden getirttiği askerleri halen emrinde. Bu Tatarların görünüşleri hem asil hemde çok korkunç (...)

Ama Hümaşah Sultan oğlu Şehzade Orhan'ı ne yazıkki koruyamadı ve 1650 yılında büyük bir ihtimalle Turhan Sultan'ın emriyle öldürüldü.

Hümaşah Sultan geri kalan ömrünü Eski Saray'da geçirdi ve orada öldü. Ölüm tarihi İgnatius Mouradgea d'Ohsson'a göre 1677, Nicolae İorga ise 1680 ve Agafangel Krimski ise 1686 yılını yazmış. Doğum tarihi ise kesinlikle 1634'dür. Bu tarihi merhum Yılmaz Öztuna'a da belirtiyor.

Sonntag, 18. September 2016

ŞEHZADE EŞLERİ KİTABI

Osmanlı Tarihi araştırmaları arasında en az incelenen bölüm kuşkusuz Şehzade Eşleridir. Yanlız merhum Tarihci Yılmaz Öztuna'nın muazzam eseri Devletler ve Hanedanlar kitabında ve Anthony D. Alderson'un The Structure of the Ottoman Dynasty isimli eserinde bilgiler bulunuyor. Ama her iki çalışmada ki bazı bilgiler tam olarak doğru olmadığı son araştırmalarda kanıtlanmıştır. Buna rağmen kaynak eserlerdir ve araştırmalarda kullanılması gerekir. Ama şimdi ilk defa Şehzade Eşleri hakkında ender bir bilimsel çalışma yayımlandığını akademisyen arkadaşım Marie d'Hüe 'den öğrendim.
Osmanlı Padişah Haremini araştıran tarihci Sayın Salome Woronzow Osmanlı'nın son döneminde yaşamış Şehzade Eşlerinin bilgilerini bilimsel araştırma olarak neşretmiş. Duyduğuma göre de Kanuni Sultan Süleyman'ın eşlerini de araştırıyormuş ve yakında bu konu hakkındada bir kitap yayımlayacakmış. 

Osmanlı'nın son döneminde yaşamış Şehzade Eşlerini merak edenler için Sayın Salome Woronzow'un araştırmasını tavsiye ederim. Eserin bilgilerini aşağıda ekledim. Ayrıca Sultan Süleyman'ın eşleriyle ilgili kitap yayımlandığına buradan haber vereceğim. Şimdiden merakla bekliyoruz.



Yazar: Salome Woronzow
Eserin ismi: Şehzade Zevceleri - Osmanlı Hanedanı Gelinleri 1850 - 1923 
İSBN: 9783668300309

İnternet üzerinden sipariş etmek için:   Şehzade Eşleri Kitabı Sipariş Sayfası

Donnerstag, 1. September 2016

IV. MURAT'IN SULTANI AYŞE HASEKİ

IV. Murat özellikle çıkardığı sert kanunlarıyla meşhurdur. Tahta çıktığı sırada henüz çocuk yaşta bulunduğundan, devleti annesi Kösem Sultan yönetmiştir ve bu Kadın Saltanatı tam 9 sene devam etmiştir.
Kösem Sultan'ın iktidarının son senelerinde 1630 yılında IV. Murat, Edirne Sarayında Ayşe Hatun'la evlenmiştir. Bu evliliğe Kösem Sultan şiddetle karşı çıktığı söyleniyor. Peki koca Padişahı deli divane edip, nikahıyla  doğrudan Haseki Sultan ilan edilen bu Ayşe Hatun kimdir?
Venedik Elçisi Pietro Foscarini 1632 yılına ait yazılarında:
(...) Sultan'ın sevdiği bir Arnavut var, söylendiğine göre çok güzel bir kadınmış ve Sultan'ın en gözde karısıymış. Arnavut'un muazzam bir serveti var, bazen Edirne'ye gidip ordaki Saray'da kalıyor ve yanında onlarca hizmetkarlarınıda götürüyor (...)

Fransız Elçisi Phillipe d'Harlay 1631 yılına ait yazısında:
(...) Büyük Türk'ün dört karısı var. Sonuncusu ile de geçen sene Edirne Sarayında evlendi. Sultan'ın gözde adamlarından Eyüp Paşa'da düğünde bulundu. Bu kadın Arnavut Mustafa Paşa'nın yeğenidir ve babası tarafından dört köy karşılığı çocukken Sultan Ahmet'in kızlarından birine nedimesi olarak verilmiş. Prensesler gibi saygı ve hürmet görmüş ve çok bilgili imiş. Saray'da Arnavut kadın çok nüfuzlu (...)

Sayın Agnese Blinishti bize eski bir Arnavut Asilzadeler Salnamesinden bir bölüm gönderdi. Burada Ayşe Sultna'a ait bilgiler de bulunuyor.


Montag, 29. August 2016

II. ABDÜLHAMİT'İN BİLİNMEYEN EŞİ

Osmanlı padişahları arasında en çok tartışılan hükümdarlardan biri kuşkusuz II. Abdülhamit'tir. Hakkında yurt içi ve yurt dışında yayınlanan pek çok kitap var. Ama II. Abdülhamit'in unutulmaması herşeyden önce 30 seneyi aşan saltanatı ve tabiiki devlet politikasından kaynaklanıyor.

II. Abdülhamit'in siyasi düşünce ve faaliyetlerinden ziyade aile hayatıda insanların ilgi odağı olmuştur. Özellikle Yıldız Sarayında kurduğu Harem yapıları Devletin merkezi haline gelmişti. Malum II. Abdülhamit, Ali Süavi olayından sonra devletin idaresini Dolmabahçe Sarayından alarak Yıldız Satayına nakletmişti. Çünki Yıldız Sarayı konumu bakımından daha emniyetli idi ve saltanatı boyunca yeni binalar ve yüksek duvarlar ekletip Sarayı daha güvenli bir hale getirmiştir. Bu süreç içinde en fazla Harem bölümü yeni köşklerle genişletildi, zira II. Abdülhamit'in pek çok eşi ve hizmetlileri vardı. Harem halkı yaklaşık 500 kişiden oluşuyordu.
Abdülhamit hayatı boyunca tam 13 defa evlenmiş ve bu evlilikleri kadarda Gözdesi olmuştu. İşte bu eşlerden biride Nevcedid Hanım'dır. Zamanında Sarayın en nüfuzlu kadınlarından biri olan Nevcedid Hanım büyüleyici bir güzelliğe sahipti. Geçenlerde Nevcedid Hanım'ın büyük yeğeni olan Sayın Rezan Bayındır hanımefendi ile görüştüm.

Sayın Rezan Bayındır'ın kızı, değerli arkadaşım Derya Kuguşev burada Paris de yaşıyor ve annesinin ziyarete geldiğini duyunca Rezan Hanımla görüşmek için yanına gittim. Rezan Hanım harikulade bir insan. Nezaketi, hal ve tavrını tarif edemem.

Rezan Hanım'a halasını anlatmasını rica ettim ve anlattıklarını kayıtladım. İşte Rezan Hanım'ın anekdotlarından Nevcedid Hanım:

Bizim aile aslen Çerkes Kabartay. Babamın  büyük dedesi Kafkasya'da hüküm süren onca prenslerden biri olan Jembolat Janhotov idi. Jembulat Bey'in babasıda Kabartay'ların son hükümdarlarındandı. Ailemiz büyük Çerkes sürgününde, yani 1864den sonra Kafkasya'dan Osmanlıya göçmüşler. Ama Jembolat Bey çok yaşlı olduğundan ve vatanını terk etmek istemediğinden Kafkasya'da kalmış, yanlız çocukları Türkiyeye gelmişler. O tarihlerde Osmanlı padişahı Abdülaziz Çerkesleri önce Balkan'lara göndermiş, sonra oradan Trakya'ya ve son olarak Adapazarı ve İç Anadoluya yerleştirilmişler. Bizim aileyede Kayseri de toprak verilmiş. Fakat bu göçler yüzünden pek çok Çerkes salgın hastalıklardan ölmüş. Aynı şekilde bizim büyük dedemiz Kanşav Bey de hastalanmış ve bir süre sonrada vefat etmiş. Kanşav Bey'in eşi Zeynep Hanım ise beş çocuğuyla ortada kalmış. Çocuklarının istikbali için Sultan Mecit'in kızı Refia Sultan'dan yardım istemiş. Refia Sultan'ın manevi annesi - şimdi ismini hatırlamıyorum - Zeynep Hanım'ın akrabası imiş, böylece aile İstanbul'a gidip Refia Sultan'ın sarayına taşınmışlar. 
Saray adeti gereğince Zeynep Hanım'ın iki kızı Zehra ve Emine'nin ismi değiştirilerek Zehra'ya Payende ve Emine'ye de Nevcedid isimleri verilmiş. Kızlar Saray'da çok iyi bir tahsil almışlar, hatta Nevcedid, Refia Sultan'ın Saz takımına dahil edilmiş (...) Halam Nevcedid Hanım uzun boylu, uzun kumral saçlı, mavi gözlü, parlak beyaz tenli ve ince belli muazzam güzelliğe sahipti. Fiziki güzelliğinden ziyade seside güzelmiş. Sultan Hamit'in yeni tahta çıktığı sıralarda padişah Nevcedid Hanım'ı Refia Sultan'ın sarayında görüp beğenmiş ve hemen kızı haremine istemiş. Refia Sultan'da kendi evladı gibi sevdiği Nevcedid'i ancak nikah karşılığı padişaha vereceğini söylemiş. Sultan Hamit de kabul etmiş ve Nevcedid'le evlenmiş. Ama o sırada Sultan Hamit'in üç eşi varmış, bunlardan biride Bidar isminde çok güzel bir kadın. Bidar çok kıskançmış ve halama Saray'da etmediğini bırakmamış, hatta günün birinde Sultan Hamit'e »Nevcedid yaverlerinizden biriyle mektuplaşıyor« diye iftira atmış. Malum Sultan Hamit çok evhamlı bir adamdı, Bidar'ın lafına itimad ederek Nevcedid'i sorguya çekmiş, kadıncağız göz yaşı dökerek masum olduğunu söylesede padişahı inandıramamış. Ama bir süre sonra Nevcedid'in doğruyu söylediği meydana çıkmış, fakat artık iş işten geçmiş. Halam Sultan Hamit'in karşısına çıkarak »Siz bana itimad etmediniz, artık burada kalamam, beni boşayın« demiş. Padişah önce kabul etmemiş ama halamın ısrarı karşısında mecbur onayını vermiş. Fakat bu sırada kimsenin bilmediği: Nevcedid Hanım hamileymiş, bu üzücü olaylar yüzünden çocuğunu kaybetmiş. Ama belkide zehirletilmiş de olabilir, bilmiyoruz. (...) Sultan Hamit halama şehirde dayalı döşeli bir Konak hediye edip kaydı hayat şartıylada maaş bağlamış. (...) İttihatçıların yönetimi ele geçirmelerinden sonra halamın maaşını kesmişler ve o tarihten itibaren mücevherlerini satarak yaşamış. Sonunda elinde avucunda birşey kalmayıncada sefalete düşmüş ve yoksulluk içinde 1930larda vefat etmiş. (...) Ayrıca Nevcedid Hanım'ın ablası Payende Hanımda Sultan Hamit'in hazinedarlarından idi. 

Nevcedid Hanım'ın hayat hikayesi bir roman gibi. Keşke birileri bu güçlü Çerkes prensesinin hayatını yazsada unutulmamasına mani olsa.


Mittwoch, 13. Juli 2016

SULTAN İBRAHİM'İN MODERN DÜŞÜNCELİ EŞLERİ

Bütün Osmanlı Tarihi boyunca kadınların en çok politikaya karışmaları aslında Sultan I. İbrahim dönemindedir. Daha önceki dönemlerde Valide Sultan'ların hükümranlıkları görülmektedir. Ama doğrudan birden fazla Haseki Sultan'ın yani Padişah eşlerinin aynı zamanda siyasete karışmaları ancak I. İbrahim zamanında görülmektedir. Bu yüzden I. İbrahim'in saltanat yıllarını aslında doğrudan Haseki'ler Saltanatı demek bile doğru olur. Artık Devlet'in idaresi Padişah'ın annesi Kösem Sultan'ın ve İbrahim'in 8 eşinin elindedir. Sultan İbrahim ise bir Kukla-Hükümdarıdır. Bu yüzden İbrahim'in Saltanat yılları için büyük bir çöküş devri denilmektedir. En çok bu devir de haraç toplandığı, derebeyliğin yaygınlaştığı ve başıbozuk bir yönetim yüzünden adaletsizliğin baş gösterdiği Türk Tarihcileri tarafından vurgulanır. Peki gerçekten de İbrahim dönemi bu kadar kötümüydü?

Malum kadınların siyasete karışmaları genelde Türkiye de ki Tarihciler, Akademisyenle ve Araştırmacılar tarafından negatif karşılanıyor. İbrahim dönemini görmüş tanıklarda genelde bu devrin kötü olduğunu yazıyorlar, ama unutmayalımki 17.YY'da kadınlar 2.Sınıf Vatandaşı idi ve bir kadın'ın siyasete karışması ve erkeklere emir vermesi pek hoş karşılanmıyordu. Bu yüzden Devletin bütün problemlerinin kaynağı olarak İbrahim'in eşleri gösterildi. Fakat gerçektende İbrahim'in eşleri Osmanlı Devletini yıkmaya mı çalışıyorlardı? Elbette hayır! Mantıklı düşünelim: İbrahim'in eşleri'nin Osmanlı'yı bölmekten veya halka baskı uygulamaktan ne gibi bir faydaları veya çıkarları olabilirdi? Sonuçta çocuklarının kaderi Osmanlı'nın istikbaline bağlıydı. Bu yüzden Osmanlı'yı yıkmaya veya bölmeye çalışmaları pek mantıklı olamaz. Örneğin Turhan Sultan veya Dilaşub Sultan devleti bölmeye çalışsalardı aynı zamanda oğullarının geleceğini yok etmiş olurlardı. Bu yüzden Devleti bölmek ve halka baskı uygulamak yerine bütünlüğü sağlamak ve halkın sevgisini kazanmak onların birinci hedefleriydi. Ancak bu sayede kendi oğullarının istikbalinide korumuş olurlardı. Buna rağmen İbrahim'in eşleri kendi aralarında entrikalara karışmaya devam ettiler, çünki her biri kendi oğlunu Tahta çıkarmak istiyordu ve İbrahim'in malum 8 tane eşi vardı ve her biride kendi oğlunu Padişah görmek istiyordu, bu yüzden Osmanlı Sarayı bu dönemde bir Entrika yumağına dönüştü.

Osmanlı ve Türk Tarihcileri İbrahim'in eşlerini karalarken Yabancı elçiler onları övüyor bile diyebiliriz. Bu büyük fark neye bağlı? Örnek Venedik Elçisi Giovanni Soranzo 1646 yılındaki yazılarında: (...) Sultan'ın eşleri kimsesiz çocukların himayesi için yüksek miktarda Altın bağış ettiklerini öğrendik. Bu çocuklar tahsil görmeleri için özel olarak okullara gönderiliyorlar. Sultan'ın eşlerinden bazıları aralıklarla bu okulları ziyaret bile ediyorlar (...) diyor. Aynı şekilde Fransız Elçisi Jean de la Hay 1646 yılındaki yazısında: (...) Türk'ün yedi karısı var, bunların hepside birbirinden güzel kadınlarmış (...) bu kadınlar özellikle fakirler için çok para harcıyorlar (...).

İbrahim'in eşlerinin zihniyetlerini ve yaşam tarzlarını gene Elçi Raporlarından öğrenmek mümkün. Venedik Elçisi Giovanni Soranzo 1646 yılında: (...) Sultan'ın sarayında ki kadınlar türklerin kılık kıyafetlerine göre değil, bizim kadınlarımız gibi giyindiklerini öğrendik. Özellikle Sultan'ın eşleri Venedik usulü esvablara büründüklerini ve Avrupa lisanları konuştuklarını duyduk (...)

Fransız Elçisi Jean de la Hay 1647 yılında: (...) Büyük Türk'ün eşleri maiyetleriyle beraber mesireye gidiyorlar. Yanlarında götürdükleri maiyet takımı çok kalabalık aynı bizim kraliçemizin maiyeti gibi. Uzaktan gördüğüm bu mesire gezintileri çok şaşaalı ve Sultanların kıyafetleri çok güzel. Duyduğumuza göre Büyük Türk'ün kadınlarının cümlesi bizim gibi giyiniyorlarmış, hatta bazıları lisanımıza da vakıfmış (...) mesire gezintilerinde sazlı sözlü müzik alemleri yapılıyor ve şarkılar söyleniyor. Bu tür eğlencelerde Sultanlar çocukları, akrabaları ve nedimeleriyle beraber bir çadırda oturuyorlarmış. Türlü şerbetler, yemişler ve tatlılar ikram edildiği gibi civardaki fakir ve muhtaç kimselerede yemekler gönderiliyormuş. Bu yüzdendir ne zaman Büyük Türk'ün eşlerinden biri mesireye çıksa hemen fakirler de toplanıp onların ardından gidiyorlar (...) Sultanlar çok yüksek gönüllü ve bilgililer (...) Şimdi Türk'ün sekiz eşi var ve her biri ayrı bir güzelliğe sahip olduğu gibi yüksek tahsilli ve çok akıllılarmış (...) ben bizzat yedi Sultanın mesire çıkışını gördüm ve diyebilirmki bizim adetlerimize nazaran bu Sultanların hayatları çok daha şaşaalı ve debdebeli (...)

Samstag, 2. Juli 2016

SULTAN İBRAHİM'İN EŞLERİNİN RESMİ

Sultan İbrahim bütün hükümdarlığı boyunca Avrupa'da en çok konuşulan ve merak edilen Hükümdarlardandı. Özellikle Sultan İbrahim'in eşleri Avrupalıların ilgi odağı idi, çünki diğer Padişah eşlerine nispet İbrahim'in eşleri kendilerini halka gösterip, Avrupalı kadınlar bile kabul ediyorlardı . Üstelik hepside Haseki Sultan ünvanını taşıyorlardı, buda Osmanlı'nın aynı anda 8 tane Kraliçesi olduğunu gösteriyor. Haseki Sultan ünvanı Avrupa'da ki Kraliçe ünvanına en yakın olan makamdır. Osmanlı'nın son döneminde çıkartılan Hanedan Nizamnamesinde Kadınefendi'lerin Kraliçe olduklarını vurguluyor. Bunlar genelde 4 adettir, ama İbrahim'in 8 tane nikahlı eşi vardı. İbrahim'in psikolojik hastalığından dolayı kadınlarının istedikleri herşeyi yapıyordu, böylece kadınlarının nikah istemeleri karşısında bu isteklerinide yerine getirmiştir. Bu yüzden İbrahim'in bütün eşlerinin nikahlı olması Osmanlı Tarihinde Kanuni'den sonra gerçekleşen önemli bir olaydır. İbrahim ilk 7 eşini sade törenlerle saray'da nikahlamışken, son eşi Hümaşah için muazzam bir düğün töreni icra ettirmiştir. İşte bu sebeplerden Avrupalılar İbrahim'i ve eşlerini çok merak etmişlerdir.

Fransız akademisyenlerinden Sn. Charlotte de Polastron bize bir karikatür gönderdi, kendisine çok teşekkür ederiz. Bu karikatürde Sultan İbrahim ve eşleri görülmektedir. Yanlız Hümaşah Sultan bu resimde yoktur, çünki 1646 yılını gösteriyor. 


Samstag, 25. Juni 2016

ŞEHZADE MUSTAFA'NIN OĞLU MEHMET'İN ÖLÜME GÖTÜRÜLÜŞÜ

Elimize yeni bir resim geçti.
Resim de Şehzade Mustafa'nın oğlu Mehmet'in annesinden ve ailesinden ayırılmasını gösteriyor. Malum Şehzade Mustafa'nın 6 Ekim 1553 tarihinde öldürülmesinden sonra ailesi Bursa'ya sürgün edilmişti. Bu olaydan bir ay sonrada 10 Kasım 1553 tarihinde de Şehzade Mustafa'nın henüz 7 yaşındaki oğlu Mehmet ailesinin elinden alınarak öldürüldü.